Aylan Bebeğin Fotoğrafını Görünce İnsanlığımdan Utandım

AK PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ÜSTÜN "AYLAN BEBEĞİN FOTOĞRAFINI GÖRÜNCE İNSANLIĞIMDAN UTANDIM"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Üstün "Aylan bebeğin fotoğrafını görünce insanlığımdan utandım.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, Aylan bebeğin fotoğrafını görünce insanlığından utandığını, kahrolduğunu belirterek, "Bir balina karaya vursaydı, bütün insanlar sahile koşardı. Nerede bugün, bu sahile koşan insanlar? Koşmasalar bile, en azından gelen mültecilere bir bardak su versinler" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Üstün: "Aylan bebeğin fotoğrafını görünce insanlığımdan utandım, kahroldum. Bir balina karaya vursaydı, bütün insanlar sahile koşardı. Nerede bugün, bu sahile koşan insanlar? Koşmasalar bile, en azından gelen mültecilere bir bardak su versinler. Bizim Avrupa'ya gitmek isteyen göçmen kardeşlerimizin yolunu açmamız lazım. Biraz da Avrupa bu sorunla yüzleşsin, bu sorunla yüz yüze gelsinler ki belki kalpleri yumuşar, politikaları değişir. Seçimlerden hükümetin operasyonları başlatmasına kadar geçen sürede 20'den fazla güvenlik görevlisini katletmişler. Bunlara bir yere kadar sabredildi ama daha ne kadar sabredilecekti?"

Geçen dönem TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten, AK Parti'nin son kongresinde yapılan tüzük değişikliğiyle kurulan insan haklarından sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine seçilen Üstün, "bu görevde yapacağı çalışmalar, son yaşanan terör saldırıları, göçmenlerin Avrupa'ya geçerken yaşadığı dram ve ölümlerle" ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Üstün, "AK Parti'nin İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldunuz. İlk duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyim?" sorusu üzerine, AK Parti'nin, 5. Olağan Kongresi'nde, kadro olarak tazelendiğini, yenilendiğini söyledi. AK Parti'nin kurumsal olarak da yenilendiğini, yeni kurumlar kurulduğunu belirten Üstün, bunlardan birisinin Siyasi Erdem ve Etik Kurulu, diğerinin de "İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı" olduğunu kaydetti.

Çalışmaları yürütürken daha çok, geniş toplum kesimlerini ilgilendiren alanlara eğileceklerine işaret eden Üstün, "Çözüm süreci ya da milli birlik ve kardeşlik projesine değineceğiz. Bu alanda yaptıklarımızı anlatacağımız, eksik kalan konular varsa da bu alanlarda yaptığımız çalışmaları MYK'ya ve Genel Başkanımıza sunacağız. Alevi vatandaşlarımızın sorunlarına eğileceğiz. Roman vatandaşlarımızın sorunları ile ilgili ciddi çalışma yapmıştık ama orada da pratikte bazı konular eksik kalmış olabilir. Eğitim ve çalışma hayatında ciddi sorunları var, bu konular üzerinde çalışacağız" dedi.

PARTİDEKİ ÇALIŞMALAR SORUNLARA ÇÖZÜM BULMADA DAHA AKTİF VE HIZLI OLACAK

Ayhan Sefer Üstün, TBMM İnsan Hakları Komisyonu başkanlığı yaptığı dönemde, çok kıymetli çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, "Ama bu çalışmalar daha çok kollektif, diğer partilerle müştereken yaptığımız çalışmalardı. Bu raporların önce Genel Kurul'da kabul edilmesi, daha sonra günlük hayatta karşılık bulacak şekilde icrai faaliyete geçmesi zaman alıyordu. Parti ise sorunlara çözüm bulmada daha aktif ve hızlı olacaktır" diye konuştu.

Çalışmalar sırasında gerekmesi halinde Ankara ve ülke dışına da gideceklerini kaydeden Üstün, Meclis'teki çalışmalar sırasında göçmenlerin sorunlarını yerinde incelemek için İzmir, Şanlıurfa ve Gaziantep'e gittiklerini söyledi. Üstün, şöyle konuştu:

"Türkiye'de çok büyük bir göçmen sorunu var. Suriye'den kaçan vatandaşlar, deniz yoluyla ya da yürüyerek Avrupa ülkelerine gitmek istiyor. Bu konuda çok büyük bir dram yaşanıyor, bu sorunu çözmek için çabalayacağız. Bu göçmenler 2 yıldan fazladır ülkemizde. Biz onlara, - helali hoş olsun - çok ciddi yardım yaptık, yapıyoruz. Avrupa'ya gidenlerin sayısı çok az, on binleri bile bulmadı. 2 milyonun içinde 10 bin rakamı çok düşük bir rakam. Bu sorunu çeken ülkeler; Türkiye, Ürdün ve Lübnan. Avrupa, bizim yüzde birimiz kadar dahi göçmeni almadı.

Bu sorun artık Türkiye'nin sorunu değildir, küresel bir sorundur, insanlığın sorunudur. Bizim Avrupa'ya gitmek isteyen göçmenlere yardımcı olmamız; Almanya'ya, Avusturya'ya, Fransa'ya gitmek isteyen Suriyeli, Iraklı kardeşlerimizin yolunu açmamız lazım. Biraz da Avrupa bu sorunla yüzleşsin. Yıllardan beri bu bölgede katliam yapılıyor, görmüyorlar. Türkiye göçmenlere kamplarda bakıyor, Avrupa geliyor, 'Çok güzel yapıyorsunuz, aferin' deyip, çekip gidiyor. Biraz da bu sorunla yüz yüze gelsinler ki belki kalpleri yumuşar, politikaları değişir."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Üstün, "Aylan bebeğin fotoğrafını görünce neler hissettiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"İnsanlığımdan utandım, kahroldum. Aylan bebeğin kıyıya vuran cesedini gören herkesin gözleri yaşarmıştır, kalbi burkulmuştur. Bu olayların Müslüman bir coğrafyada olması beni daha da üzmüştür. Batıdan medet umarak, oraya gitmek isterken böyle bir trajedinin başlarına gelmesinden dolayı, iki kere üzüntü duydum. Batı bu insanları umursamıyor ama bu insanlar hala iyi niyetli olarak, bir ümit içerisinde oraya gitmek istiyor. Bu manada maalesef Batı insanlığını yitirmiş. Benim üzüldüğüm, neden bu olaylar daha çok Müslüman coğrafyasında oluyor ve neden ölenler hep Müslüman? Bizim bunu sorgulamamız lazım. Neden bu yönetimler artık demokratikleşmiyor, insanların huzur ve refahı için çalışmıyor? Buna kahroluyorum. Türkiye bu konuda gerçekten elinden geleni yapıyor, 2 milyon insana bakmak kolay değil. Diğer Müslüman devletler ile kendini çağdaş ve demokratik sayan batılı ülkelerin devreye girmesi lazım. Bir balina karaya vursaydı, bütün insanlar sahile koşardı. Nerede bugün, bu sahile koşan insanlar? Koşsunlar; koşmasalar bile, en azından Macar polisinin yaptığını kınasınlar, gelen mültecilere bir bardak su versinler. Bu bile büyük bir ikramdır onlara."

"Meclis'teki çalışmalar sırasında sizi en çok mutlu eden, değerli bulduğunuz çalışma hangisidir?" sorusuna Üstün, "Yaklaşık 1,5 yıl terörden kaynaklı yaşam hakkı ihlallerini incelemiştik. Bu çalışmayla ilk kez terörün ülkemize verdiği zararları ortaya koymuştuk. 'Ne kadar şehidimiz var, ne kadar sivil vatandaşımız ölmüş, ne kadar dağdaki terörist ölmüş.' Bunların tek tek, isim isim envanterini çıkarmıştık, bu meseleyi bilen 193 aydını dinlemiştik. Çok değerli bir çalışmaydı" cevabını verdi.

"VATANDAŞLARIMIZ BAŞBAKAN'A,' OPERASYONLARA CAN GÜVENLİĞİMİZİ TESİS EDENE KADAR DEVAM EDİN' DEDİ"

Üstün, "Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Çok sayıda asker, polis şehidimiz var, sivil vatandaş hayatını kaybetti. Bu meseleye insan hakları boyutundan bakarsak, nasıl bir çözüm yolu bulunabilir?" sorusuna yanıt verirken de şunları kaydetti:

"(Çözüm süreci acaba faydasız mıydı, boşa mı gitti) şeklinde yanlış bir algı yapılıyor. Hayır, çözüm süreci faydalı bir faaliyetti ve bu süreçte bütün Türkiye'de, doğuda, güneydoğuda, batıda vatandaşlarımıza haklar verildi. Bugün operasyonlar yapılıyor ve insanlar sokağa çıkmıyorlar. Çünkü, devletinin ve hükümetinin iyi niyetli olduğunu görüyorlar. 'Benim şu hakkımı da vermediniz' diyen yok. Varsa eksik kalan, onu yapmaya hazır olduğumuzu da her zaman belirtiyoruz. O bakımdan çözüm süreci bu yönüyle başarılı olmuştur. Ama bazı kötü niyetliler, çözüm sürecinin bu ılıman ortamından istifade ederek Türkiye'yi yangın yerine çevirmeyi düşündüler ve bunun çabası içinde oldular. Ama hiçbir devlet elinde kalaşnikofla, otomatik silahla, roketatarla gezen bir insana müsaade etmez. Hiçbir devlet sokaklan kapatarak, o sokakta yaşayan insanların rehin alınmasına müsaade etmez. Hiç kimse, 'Türkiye 90'lara mı dönüyor?' diye endişe etmesin. Hayır kesinlikle, Türkiye'nin 90'lı yıllara dönme gibi bir durumu olamaz.

Çok titiz operasyonlar sürüyor, bu operasyonlar bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can güvenliği içindir. Sayın Başbakan'la şehit cenazesi için gittiğimiz Van'da, vatandaşlarımız Başbakan'a, 'ne olur bu operasyonları sona erdirmeyin, sonuç almana, bizim can güvenliğimizi tesis edene kadar devam edin; bizi de askere alın, bu hainlerin karşısına bizi çıkarın' dediler. İnsanları canlarından bezdirmişler, ne mal ne de can güvenliği bırakmışlar. Böyle bir ortamda, 'Hükümet operasyon yapmasın' denebilir mi? Seçimde 80 milletvekili almışsın, siyasi alan sonuna kadar açık. Geçen bir envanter yaptım. Seçimlerden Hükümetin operasyonları başlatmasına kadar geçen sürede 20'den fazla güvenlik görevlisini katletmişler. Bunlara bir yere kadar sabredildi ama daha ne kadar sabredilecekti."

 

Vakit / 29.09.2015