Darbe Anayasası'ndan Utanç Duyuyorum

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün konuk olduğu TGRT Haber TV’de Türkiye’nin Sivil Anayasa’ya acil ihtiyacı olduğunu öne sürdü ve “Darbe Anayasası ile yönetilmekten utanç duyuyorum!” dedi.

Üstün, “Gündem Analiz Programı”nda, TGRT Haber Ankara Haber Müdürü Yusuf Ziya Orhan’ın sorularını cevaplandırdı.

Ayhan Sefer Üstün, “1 Kasım’ın ardından” konu başlığı altında, “Seçmenin kararında neler etkin oldu? TBMM’nin öncelikli gündemi ne olacak? Terörle Mücadele sürecek mi? Meclisteki Tüzük değişikliği çalışması nasıl yürütülecek? Türkiye’nin İnsan Hakları karnesi nasıl? Sivil Anayasa ne kadar gerekli? Başkanlık Sistemi şart mı?” şeklindeki sorulara cevap verdi.

Üstün canlı yayında şunları söyledi:

“AK PARTİ SÖYLEMLERİ SEÇMENİ ETKİLEDİ”

 “Ak Parti söylemleri seçmeni etkiledi. Beyanname halka iyi hitap ediyordu. Halkımız bizi “bazı verileri gözardı mı ediyoruz” noktasında ikaz etti. Bunu gündemimize aldık. Tabi ki bir maliyeti de vardı. Maliyeti belki daha az olacaktı. Uçurumun kenarından döndük. Hayatına yansımaya başlayınca halk, bunu fark etti. Millet Ak Parti’yi tek başına iktidar yaptı. Önemli bir hata yapmaz isek, Cumhuriyetin yüzüncü yılına Ak Parti ile gireceğiz.

Tekrar istikrara kavuştuk, bunu sağlayan halkımıza teşekkür ediyoruz. Attıkları oyların hakkını vermek için gece gündüz çalışacağız.

“DIŞ ÜLKELERİN TAHRİKİNİN BEDELİNİ AĞIR ÖDÜYORUZ”

Milli birlik ve kardeşlik projesi aslında iyi yürüyordu ama, bazı zaaflar olduğunu da gördük. Dış ülkelerin tahrikinin bedelini ağır ödüyoruz. Terörle mücadele devam ediyor. Halk, güvenlik güçlerine sahip çıkıyor. Van’da bir çok kardeşimiz Cumhurbaşkanımızın önünü kesti. “Operasyon devam etsin” dedi. Sayın Cumhurbaşkanımız da “bu dağlar şahit olsun ki, terör unsurları sona erene kadar kararlılıkla mücadele sürecek” mesajını verdi.

“PKK, ATTIĞI YANLIŞ ADIMIN HESABINI VERECEK”

PKK yanlış bir adım attı Bunun cezasını da ödeyecek. Hesabını verecek.

Paris’teki terör saldırıları dünyanın gündeminde… Ankara’da da patlamalar meydana gelmişti. Eğer Ankara sokaklarında, askerler dolaşsaydı Batı bize ne derdi? “Türkiye’de demokrasi kalmadı” derdi. Öyle değil mi? Ankara saldırısında daha bombanın dumanı tüterken “katil devlet” ifadesi kullanıldı. Bunların hiçbirisini siz Paris’te görüyor musunuz?

“TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIKLA SÜRECEK”

Fransa gibi bir yerde 3 ay boyunca olağanüstü hal ilan edildi. Bu durum Ankara’da olsaydı belki de bütün dünya ayağa kalkardı. Türkiye Nusaybin’de, Silvan’da sokağa çıkma yasağı ilan ediyor ama, bunu o bölge genelinde yapıyor. Oralarda sivil vatandaşın ölmesi demek, terörle mücadeleye de zarar vermek demek. İşler gecikiyordu. Bu haklı mücadeleyi veren polisi, askeri suçluyorlar. Kısacası terörle mücadelemiz sonuna kadar sürecek.

“İLK İŞİMİZ BÜTÇE”

Seçimden sonra adım adım demokratik kurullar oluşuyor. YSK kesin sonuçları açıkladı. Vekiller yemin etti. Başkan vekilleri vs seçilecek. Meclis tam çalışır hale gelecek. Bakanlar Kurulu kurulacak ve hükümet oluşacak. Meclis ve hükümet eş zamanlı olarak çalışmaya başlayacak. İlk işimiz bütçe… Bütçe çıkmazsa her şey kilitlenir. Geçici bütçe çıkarılacak. Hükümet eğer yasa gerektirmeyen işler varsa önce süratle onları hayata geçirecek. Yasa gerekiyorsa meclise teklifler sunulacak.

“İŞ DÜNYASI KILIÇDAROĞLU’NU ALKIŞLAMIŞTI”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu asgari ücret için 1500 lira olacak dediğinde, iş dünyasından bazı kesimler kendisini alkışlamıştı. Ama Ak Parti 1300 tl olacak dediğinde ve bunun ciddiyeti ortaya çıktığında mızmızlanmaya başladılar. Ak Parti sözünü yerine getirecek, asgari ücret 1300 tl olacak. Bir kısmı işverene, bir kısmı hükümete yüklenecek. Bu durumda bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulabilir.

“İÇ TÜZÜK OSMANLI’DAN KALMA”

İç tüzük değişikliği yapmak istiyoruz. Yürürlükte olan tüzük Osmanlı’dan kalma. Bu iç tüzük meclisin çalışmaması üzerine kurulmuş bir tüzük. Bir konuyu tam 4 saat konuşuyoruz. 4 saat boyunca her gün grup önerilerini konuşuyoruz. Enerjimizi gündeme aktarmadan, orada tüketiyoruz. Akşam saat 19.00 veya 20.00 olunca ancak gündeme geçebiliyoruz. Bu, verimsiz bir çalışma yöntemi. Muhalefete söyledik. “Gelin bunları değiştirelim” dedik. Kısacası muhalefetle anlaşarak bu değişikliği yapmamız lazım.”

“AK PARTİ İNSAN HAKLARINDA SESSİZ DEVRİM YAPTI”

Canlı yayında “Türkiye’nin İnsan Hakları karnesi nasıl?” şeklindeki soruyu cevaplandıran Üstün şöyle konuştu:

 “Ak Parti insan hakları konusunda sessiz bir devrim yaptı. Adımlar attı, ama son yıllarda sanki reform algısının zayıfladığına dair başka bir algı yaratıldı. Bu nedenle insan haklarından sorumlu bir genel başkan yardımcılığı oluşturalım denildi. Ak Partinin en başarılı olduğu alan çevre olduğu halde, doğruları anlatabilmek adına bir genel başkan yardımcılığı oluşturuldu.

“İŞTE SİZE HAZIR NÜFUS”

Milli birlik ve kardeşlik projesinin insani boyutu üzerine çalışmalar devam edecek. Yeni talepler varsa onlar değerlendirilip karara bağlanacak. Alevi kardeşlerimizle alakalı çalışmalar yapılacak. Belki de toplumun en fazla mağdur olduğu kesim olan Roman vatandaşlara yönelik daha somut adımlar atacağız. Mülteciler konusunda çalışmalar yapacağız. 2.5 milyon göçmenimiz var. Bu sayı çok da aşağıya düşmez. Türkiye artık hedef ülke haline geldi. Pastanız büyüdükçe, bu pastadan dilim almak isteyenler olacaktır. Bu, doğaldır. Aynı kimliği taşıdığımız akrabalarımız bunlar. Kalıcı olabilmeleri adına yeni politikalar lazım. İşte size hazır nüfus…

“MÜLTECİ GÖÇÜNÜ FIRSATA DÖNÜŞTÜRMEK GEREK”

Türkiye dünyaya örnek oluyor. Hayırseverlerin hoşgörüsü var. İnşallah Suriye’de savaş sona erer ve bu insanların bir kısmı ülkelerine döner. Ama biz onlar burada kalacakmış gibi altyapı hazırlamak zorundayız. Bu göçü fırsata dönüştürmemiz lazım. Türkiye’nin dünya devleti olmasını istiyorsak, nüfusumuzu arttırmak zorundayız. Büyük devlet olduğumuz sürece, isteseniz de, istemeseniz de bu ülkeye göçler gelecek. Önemli olan bu gücü iyi yönetmek. Ama yönetemezsek akrabalarımızla da küser kavga ederiz.

“NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜNÜ KİLİSLİLERE VERMEK LAZIM”

Kilis’in nüfusu 120 bin civarında. Bir evin nüfusundan çok göçmen var, ama önemli bir olay olmadı. Bu gerçekten takdir edilecek bir durum. Münferit şikayetler gelse de toplum geneli buna çok tepkili değil. Eğer bir Nobel ödülü verilecekse Kilis’e verilmeli bence… Kilisliler bunu başarmış. Takdire şayan bir durum bu.

“GÖÇ KANUNUNU DEĞİŞTİRMEK GEREK”

Bu insanların eğitim ve çalışma anlamında sorunlarını çözecek yeni politikalar üretmek lazım.Göç kanunu artık eskidi. Kanunu değiştirmek lazım.

PKK bir konuda, yani algı operasyonu konusunda başarılı oldu. Suçu ve günahını başkalarına atma konusunda becerikliler. Ankara saldırılarının suçunu da Devlete atmaya çalıştılar. Bir çok sandıkta oylar HDP’ye attırıldı.

“PKK 1 KASIM’DA, 7 HAZİRAN KADAR AT KOŞTURAMADI”

1 Kasım’da 7 Haziran’daki kadar at koşturamadılar ama yine de seçmen üzerinde korku salmışlar. Tehditle oy aldılar. Bunun tersini Ak Partiye yıkmaya çalışıyorlar. Bunu reddediyoruz. HDP bırakın barajı geçmeyi %5 i geçemez aslında. Ürettiği bir şey yok. Köylerde su bulmak imkansız gibi. Oy vermeyene su vermiyorlar. Kimlik siyaseti ile silahla oy devşirdiler. Siyasi bir projeleri yok.

“HDP %5’İ BİLE GEÇEMEYECEK”

Türkiye inşallah o günleri de görecektir. HDP marjinal olacak ve %4 veya %5 ‘lere düşecektir. Terörle mücadeleyi sekteye uğratacak adımlardan herkesin kaçınması lazım. Canını ortaya koyan kardeşlerimizin sayısının artması lazım.

Leyla Zana’nın mecliste yemin etmemesini yorumlamak gerekirse, şunları söylemek lazım. Leyla Zana aslında milli birlik kardeşlik projesine destek olmuş biri. Birşeyler yapmak istiyor. Ama, modası geçmiş ve fevri çıkışlar yerine, kalıcı politikalar geliştirmek lazım. HDP’nin içindeki bir kısım siyasetçiler “HDP’den ayrılmamız mümkün değil” diyor. Fevri çıkışlarla kameralar önünde şov yaparsınız, ama insanların nefret ve kınamasını da üzerinize çekersiniz.

ZANA’YA “YOL YAKINKEN YANLIŞTAN DÖN” ÇAĞRISI

Yol yakınken Leyla Zana’nın bu yoldan dönmesini öneriyorum. Gayretini biliyorum ama, bu tavırlar yanlış. Ne yapacağını kestiremiyor. O yaptığı hareketin çözüme de katkısı olmaz. PKK’ya karşı “yeter artık” diyebilmesi lazım. Kendi parti içinde de demokratik mücadele vermesi lazım. Bunun başka yolu yok. Yemin etmezse özlük haklardan istifade eder ama genel kurulda çalışmalara katılıp önerge vs veremez. O yaptıklarının kendi davasına da katkısı yok aslında”

“ETİK KURULU SERBEST OLACAK”

Etik kurulu oluşturulması yönünde bir kararımız vardı. Yolsuzlukların önüne geçebilmek adına Etik Kurulu kurulması konusunu gündeme getirdik. O insanlar ak saçlı ve serbest insanlar olacak. Saygın isimlerden oluşacak. Bu insanlar, alanlarında kendini ispat etmiş insanlar. Onlardan önüne dosya geldiğinde gereğini yapmalarını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızla muhatap olacaklar.  Kongre iradesi ile gelip, yine kongre iradesi ile gidecekler.

“DARBE ANAYASASI İLE YÖNETİLMEKTEN UTANÇ DUYUYORUM”

Sivil Anayasayı yapmak zorundayız. Vatandaş da, medya da, stk lar da bunu istiyor. Maddelerde uzlaştık. Muhalefet bazı maddelere imza atmıştı. “Gelin bunları da değiştirelim” dedik, yanaşmadılar.

Darbe anayasası ile yönetilmekten utanç duyuyorum. Yeni Anayasa şart. Demokratik sivil anayasa gerekli. Bu elbise artık Türkiye’ye dar geliyor. Tüm partiler masa etrafında toplanmalı. Bu iş tıkandı. değişime gidemiyoruz. Yeni bir Sivil Anayasa olamıyorsa eğer, uzlaştığımız konular var onlar üzerinde duralım. Kadın hakları ve insan hakları belli. Hiç olmazsa bu konularda adımlar atalım. Muhalefet artık geri kaçamayacak. Kaçarlarsa halk, önümüzdeki seçimlerde cezasını keser, faturasını önlerine koyar. Bu bilinçle hareket etmek lazım.

“SİSTEMDEN ŞİKAYET EDEN, SİSTEMİ KONUŞMAK ZORUNDA”

Şu an uygulanmakta olan sistem bir Parlamenter sistem mi? Hayır. Yarı başkanlık mı? Hayır. Başkanlık mı? Hayır.. Yani hepsine “değil” diyorlar. Bi defa, bizim sistem sorunumuz var. Bu sorunu 7 Haziran’da bir kez daha hissettik. Oy oranına rağmen tek başına iktidar olamadık. Türkiye uçurumun kenarından döndü. Vatandaşın öngörüsüyle engellendi. Muhalefetin dediği gibi bir padişahlık sisteminden söz etmiyoruz. Güçlü başkan kadar güçlü parlamentonun olduğunu hissettirmekten bahsediyoruz. Ya Başkanlık, ya da Yarı Başkanlık sistemi şart. Dört başı mamur bir parlamenter sistem diyorlarsa, onu da konuşalım. Hangi çözüm bize daha uygunsa onu getirelim. Bazı şeyleri masada konuşmaktan, halka sormaktan çekinmeyelim. Belki milletin karşısına alternatifli bir çözüm ile de gidilebilir. Sistemden şikâyet ediyorsan, bu sistemi konuşmaktan kaçınmayacaksınız. Uzlaşma olmadan bunun çıkmayacağının da farkındayız. Oturalım, konuşalım diyoruz. İsteğimiz bu.

“YENİ KABİNEDE GÜZEL İSİMLER OLACAK”

Bakanlar Kurulunu oluşturma yetkisi Başbakanımızın yetkisindedir ve Cumhurbaşkanımızın da onayıyla mümkündür. Bunun dışında; Ak Parti, işlerini hallederken, istişare çok önemlidir. Bakanlar Kurulu konusunda sayın Başbakan istişarelerini sürdürüyor. Sayın Erdoğan ile de istişare edecek. Yarın gelirse yarın, bir görüşme olabilir. Pazartesi’ye de sarkabilir. 2010 yılında 8 nci gün Bakanlar Kurulu açıklanmıştı. Sabırlı olmak lazım. Demokratik teyammüller işliyor. Bu da Türkiye’ye büyük güç katıyor. Gerçekten güzel sonuçlar çıkıyor. Bakanlar Kurulunun güzel isimlerden çıkacağını ve uzun süre görev yapacağını düşünüyorum. Bu kurumun uyum içinde çalışması çok önemli. Birlikte güzel bir sonuç çıkacağını umuyorum.”

 

Ada Tavır / 19.11.2015