Terörle mücadelede yeni aşamaya geçilmeli

Türkiye bir yandan terörle mücadele ederken diğer yandan savaştan kaçan Suriyelileri barındırmaya çalışıyor. Resmi rakamlara göre ülkemizde 2 milyon 700 bin civarında Suriyeli mülteci var. Rusların Türkmendağı, Azez ve Halep’i bombalamasıyla birlikte yeni bir göç dalgası başladı. Sorun kısa vadede bitecek gibi de görünmüyor.

Konuyu AK Parti İnsan Haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün ile konuştuk. Üstün terörle mücadelede yeni bir döneme geçilmesi gerektiğini belirtiyor ve  “İnsanlar artık tarafını belirlemeli. Ya terörden yana tavır almalı ya da demokrasi hukuk ve devletten yana. Başka türlü olmaz” diyor.

 

Türkiye uzun süredir terörle mücadele ediyor. Son dönemlerde güvenlik güçleri masum insanları öldürüyor algısı oluşturulmaya başlandı. Bu konudaki gözlem ve incelemeleriniz ne?

Türkiye terörle mücadeleyi tamamen hukuk ve demokratik kurallar içinde yürütüyor. Hiçbir devlet dağlarında şehirlerinde sokaklarında omuzunda silahla gezen insan istemez. Bunlar ellerinde roketatardan tutun da başka ağır silahlarla şehirlere girmişler mi girmişler. Devlet buna müdahale etmeyecek de ne edecek. Bakın Fransa’da olay oldu hemen olağanüstü hal ilan edildi. Paris’in bütün sokaklarında tanklar ve güvenlik görevlileri var. Öncelik can güvenliğidir. Diğer hususlar arkadan gelir.

İnsan hakları da çok önemli  ama..

SİLAHI DOĞRULTMUŞSUN…

Elbette insan hakları önemli.. Ama bir gangster gibi masaya silahı koyup ‘hadi insan haklarını konuşalım’  demek olmaz.  Silah varken demokrasi ve insan hakları olur mu? Tehdit olarak silahı doğrultmuşsun gel insan hakları konuşalım diyorsun. Bu kabul edilemez bir durumdur.

Bölgede bodoslama bir terörle mücadele olmadı. Eğer öyle olsaydı 10 günlük bir meseleydi. Tanklar bir başından girer diğer taraftan çıkardı. Bu iddialar politik iddialardır. Türkiye’yi zora sokmak için yapılan iddialardır. HDP’liler bir ay her gün Meclis’te, Cizre’de 23 numaralı evde yaralılar var diye bağırdı. Nerede o yaralılar? Orada dağdan inmiş azılı teröristler vardı. O kendilerine göre üst düzey teröristi korumak adına 600 çocuğu feda ettiler.

Siz TBMM’de İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı yaptınız. Batı’da da çok incelemeleriniz oldu? Avrupa’da böyle bir örgüt devlet egemenliğini paylaşmaya kalksa ne olur?

Söz konusu bile olamaz. Almanya’da Baader Meinhoff  diye bir örgüt vardı. PKK’nın yüzde 1 i bile değildi. Bütün ülke ayağa kalktı. Onlara destek olan kim varsa terörist ilan edildi. Hapishanede bir gecede yok edildiler. Kimse ne olduğunu sormadı bile. İngiltere’de Londra’da Metro girişinde bir ses bombası patladı o gün gözaltı süresi 15 güne çıkarıldı. Türkiye’de gözaltı süresi 24 saattir. Sadece örgütlü suçlarda 4 gündür.

O SORUYA YANIT VEREMEDİLER

Bir-kaç gün önce Venedik Komisyonu üyeleri geldi. Görüşmede onlara , ’ Bana Dünya’da, Türkiye’de olduğu gibi en azılı örgütlerin saldırdığı bir devlet gösterin’ dedim. Kimse gösteremedi. Yanıt veremediler. DHKPC, PKK, El Kaide, DAEŞ aklınıza gelebilecek ne kadar vahşi örgüt varsa Türkiye’ye saldırıyor. Ankara’nın göbeğinde katliam yaptılar 102 insanımızı öldürdüler. Durmadılar, en son 29 canımıza kastettiler. Biz mücadelemizi yine de demokrasi ve hukuk kuralları içinde yaptık. Bunların birisi batıda olsa, demokrasiyi askıya alırlar. Paris’teki olağanüstü hal ne zaman kaldırılacak kimse bilmiyor. Özgürlük güvenlik dengesine bakıldığında can güvenliği önde geliyor. Teröristler Brüksel’e kaçacak denildi kentini her sokak başına tanklar yerleştirildi.

Hollanda da bir karakolda inceleme yapmıştım. Karakoldaki görevlilere giriş- çıkışta tutulan doktor raporu ve kamera kayıtlarını getirin dedim. Ne raporu, ne kaydı. Bizde böyle bir uygulamamız yok dediler gözaltı süresini sordum 36 saatmiş. Savcı yardımcısı isterse gözaltı süresini uzatıyorlarmış. Savcı yardımcısı kim, karakol amiri… Oysa bizde gözaltı süresi 24 saat. Yani Batı çifte standartlı davranıyor.

TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ DÖNEME GEÇİLMELİ

Şu aşamaya geçmemiz lazım. Ya teröristlerin yanındasınız ya da demokrasi, hukuk ve devletin yanındasınız aşamasına geçmemiz lazım. Bir lise müdürü masasının önün PKK paçavrasını asmış. Böyle bir şey olabilir mi? Ya demokrasi ve devletten yana olacaksın ya da teröristin yanında. İkircikli bir durum olmaz. Terörle mücadeleyi artık keskin hatlarla yapmamız lazım. Türkiye’de fikir özgürlüğü var. HDP’nin savunduklarının ilerisinde fikir öne süren Partiler var. Kapatılıyor mu hayır. Bir şey yapılıyor mu hayır. Hem demokrasi diyeceksiniz hem adam öldüreceksiniz! Demokrasi içinde kalarak demokrasiyi yok edemezsiniz. Mahalleyi ilçeyi işgal ederim çukur kazarım, barikat kurarım diyemezsiniz.

25.SAATİ ARIYORUZ

Bize 24 saat yetmiyor. 25. Saati bulmaya çalışıyoruz. 25 yıl önce Almanya’ya ilk gittiğimde ne var burada diye baktım. Yollar var binalar var. Bizim yapamadığımız ne var diye merak etmiştim. Son gittiğimde gördüm ki biz çok daha güzelini yapıyoruz, Berlin’de bir havaalanı var. 3 yıldır devreye alamıyorlar. Altyapıları eskimiş yenileyemiyorlar. Türk insanına güven geldi. Çok çalışıyor hükümetimiz siyasetçilerimiz. Bu performansı çok daha önce gösterseydik önceden bir dünya devleti olacaktık.

Darbeler ülkenin geri kalmasına neden oldu...

Evet,  üç darbe 30 yıl ülkeyi geri götürdü. Demirel’in şu sözüne çok önem veriyorum ‘Hacı bozan baklavalarını on yılda bir  kapatsanız baklava yapmayı da unutur’ diyor. Siz durmadan siyasi Partileri Meclisi kapatırsanız, insanların hizmet, siyaset üretmesini nasıl beklersiniz? Ülkeyi yönetecek kadroların yetişmesini nasıl beklersiniz?  2002 deki Ayhan Sefer Üstün ile 2016’daki Ayhan Sefer Üstün aynı değil. Usta çırak ilişkisi olmadan, nitelikli yetişmiyor.

 Siz Kilis’i Nobel Barış ödülüne aday gösterdiniz. Gerekçeniz neydi?

Türk halkı adeta destan yazıyor. Müthiş barışçıl bir tavır sergiliyoruz. Eğer Nobel’e Türkiye’yi aday gösterseydik bu durum politik bir girişimmiş gibi algılanırdı. Kilis’e baktığımızda diğer şehirlere göre öne çıkan unsurlar var. Bir kere kentin nüfusundan daha fazla mülteciye ev sahipliği yapıyor. Sosyal alanları, evini,  ticari hayatını paylaştı. 40 bin mülteci kamplarda 80 bin kişi de evlerde kalıyor. Midilli’de süt veren bir Yunanlı  kadın Nobel Barış ödülüne aday gösteriliyor haber oluyor ama Kilis haber olamadı. Birileri bomba yağdırıyor Kilisliler ise yardım paketi yağdırıyor. Kimse uçaklardan yardım paketi atayım,  sabah kahvaltısı vereyim demiyor.

Gaziantep de aday oldu

Sonraki aşamalarda başka şehirlerimiz de aday olduklarını açıkladılar. Her il başlı başına çok önemli işler yaptı mülteciler konusunda. Gaziantep’te göçmenlerin okullaşma oranı yüzde 95 e çıktı. Kendi ülkelerinde bu oran yüzde 80 civarındaydı. Sabah Gaziantepli çocuklarımız öğleden sonra ise göçmenlerin çocukları okuyor. Ama bir ili aday göstermek zorundaydık. Bu nedenli Kilis’i gösterdik

NATO’nun ege denizine göçmenleri kontrol amaçlı gemi göndermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok sayıda boğulma oluyor. Bizim sahil güvenlik harcamalarımız ciddi boyuta ulaştı. Yetmiyor. Hava kötü olduğunda müdahale edilemiyor. Bizim onayımızla Ege’ye geliyorlar. O insanların ölümünün engellenmesi adına olumlu bir adımdır.

Batılılar bu duruma neden seyirci kaldılar? Özellikle ABD?

ABD SURİYE’Yİ RUSYA’YA TESLİM ETTİ

ABD’nin anlamakta zorlandığımız politikaları var. ABD’nin politikaları Rusya’ya hizmet ediyor. Almanya’ya, Fransa’ya hizmet etmiyor. Bölgeye hizmet etmiyor Türkiye’ye hizmet etmiyor. Irak’ı kendi elleriyle İran’a teslim ettiler. Suriye’yi ise Rusya’ya teslim ettiler.

Ölen Müslümansa bırakın ölsün. Yıkılan Müslümanın medeniyeti ise ellemeyin biraz daha yıkılsın diyor. Bir medeniyeti yok etme gerçeği var. Böylesi bir savaş ABD’de,  Avrupa’da olsaydı kırk defa bir araya gelip sorunu çözerlerdi. Kosova, Srebrenitsa. Bosna da son ana kadar müdahale etmediler.

Türkiye’nin insan hakları karnesindeki bir kırık da Alevilerle ilgili .Siz ne düşünüyorsunuz?

Alevi kardeşlerimizin sorunları var mı? Var. Ama Alevilere yönelik bir asimilasyon veya politika yok. Aleviler bu kültürlerini tarih boyunca korumuşlar. Aynı zorluklara zaman zaman başka inanç sahipleri de muhatap oldular. Baskı gördüler. Alevi kardeşlerimizi Anadolu medeniyetinin bir paracı olarak görüyor ve kabul ediyoruz.

ALEVİLERE YÖNELİK YASA ÇALIŞMAMIZ VAR

Cemevlerinin ibadethane olmasına yönelik AİHM kararı var ama Türkiye’de hala Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmedi.

Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi,  giderlerinin karşılanması oradaki görevlerinin maaşlarının ödenmesi gibi bir çalışmamız var. Bu kanun çıktığı zaman sorun temeli çözülmüş olacaktır. Son yıllarda Yüksek bürokraside neden alevi yok deniliyorsa bunlar da fiili uygulamalarla ortadan kaldırılır.

TOPLUM OLARAK MAALESEF ŞİDDETE MEYİLLİYİZ

Kadınlara yönelik şiddet de son dönemlerde epey arttı. Sizin özel bir çalışmanız var mı?

İnsan Hakları Komisyonu başkanlığı dönemimde ailenin tümüne yönelik olarak yaptığımız bir çalışma vardı. Sadece kadına değil babalara, annelere, çocuklara yönelik olarak da şiddet var. Aile içinde şiddeti herkes görüyor. Çok ciddi yasal düzenlemeler yapıldı. Mevzuat açısından bir eksiklik yok. Ama anlayış, uygulama önemli. Bunlarda eksiklik var mı var. Bunu gidermek lazım. Eğer insan eşine şiddeti kafasına koymuşsa hiç kimse engelleyemiyor. Bunun kötü bir davranış olduğunu ilkokuldan itibaren çocuklara öğretmemiz lazım. Ama toplum olarak şiddete meyilliyiz. Trafikte korna bile çalamıyorsun. Hemen müdahale geliyor. El frenleri çekiliyor birer sopa alınıp yola iniliyor. Böyle olmuşuz. Cezaevleri 180 bine ulaştı. Bu suçların büyük bir bölümü adi suçlar. Herkes gergin. Bunu ortadan kaldırmamız lazım. Kadına yönelik aşırı bir eylemsellik var mı onu önümüzdeki süreçte göreceğiz. Çünkü tasnifi daha yeni yeni yapılmaya başlandı. Özgecan cinayeti konusunda toplum olarak, yargı olarak iyi sınav verdik. Aile de çok olgun davrandı.

Neden iyi hal yasasını değiştirmiyorsunuz deniliyor. Kanunlar şahsi değil ki. Kanunlar insan odaklı yapılıyor. Uygulamada yargılama sırasında ortaya çıkan aksaklıklar. Kanunlarda kadına şiddeti koruyan bir şey yok. Avrupa’yı eleştiriyoruz ama orada insan vücudunun kutsal olduğu daha çocukken anlatılıyor. İnsan vücuduna dokunamazsınız bile. Çok samimi olmadığınız insana dokunmamanız gerek. İnsan vücudunun bütünlüğü vardır. Asansörde gösterdiğimiz hassasiyeti günlük yaşamımızda yapamıyoruz. Bu bir kültür ve eğitim meselesi.

Feminizm sizin için ne ifade ediyor?.

Feminizm…(Gülüyor) Ne desem ki… bir hakkın savunulmasından öte bir şey… kadın haklarını savunmanın da ötesinde bir davranış gibi geliyor.

Yoksa erkek düşmanlığı mı?

Kadın egemenliğini savunan bir anlayış gibi geliyor bana.

Çocuklarınızı ne kadar görüyorsunuz?

Ben çok önceden beri siyasetle uğraşıyorum. Büyüdüklerini göremedik. Onlarla küçükken çok fazla vakit ayıramadım diye hayıflanıyordum. 3 kızım var. Birisi mimar, diğeri sizin meslektaşınız olacak en küçüğümüz de babasının mesleğini seçecek. Hukukçu olmaya karar verdi.

Son okuduğunuz kitap ne?

Halil İnalcık’ın makalelerini topladığı Devlet-i Aliyye isimli bir kitabı var. Yeni bitirdim. Orada bir bölüm aklıma geldi. Osmanlı’da Türkler ve Müslümanların dışında at kullanmak yasakmış. 50’likler vergisi varmış bir dönem. 50’liklerin çoğu Müslüman oldu ve vergi ödemekten kurtuldular. Demem o ki Anadolu medeniyetler toprağı. Kimsenin ırkçılık yapması gerekmiyor.

 

Gala Dergisi - Sami Gökçe